Sinema

“ERKEKLER”

Yazar : - Tarih : 24/12/13 -  Yorum Yazılmamış

Şu sorunun cevabını merak eden herkes “Erkekler” ile buluşmalı:

“Mutlu erkek neden aldatır?”

Çünkü kimine göre aşk ve cinsel birliktelik birbirinden farklı şeylerdir ki bu da aldatmayı meşru kılar. Yine o kimilerine göre aşk, çok daha kutsal olsa da seks çok daha zevklidir ve aslında zevk vermekten daha fazlasına gebedir.  Zengin, etkileyici, güçlü ve iktidar sahibi erkeklerin egosunu okşayan en temel şeydir başka kadınlarla birlikte olmak. Bu durum, erkeğin karısını ve çocuğunu sevmediği anlamına gelmez. Tam aksine onlarla fazlasıyla mutludur. Ayrıca onların konumu ve değeri farklıdır erkeğin gözünde ve zaten onu yeterince seviyorlardır. Ama neden her erkek aynı değildir? Neden bazıları egosuyla olan mücadelesini kazanırken, diğerleri yenik düşer? Ve neden bazıları iradelerini kullanırken, bazıları hayatını karartacak tercihler yaparak mevcut mutluluğundan vazgeçer?

İşte “Erkekler” tüm bu soruları irdeliyor 120 dakika içerisinde.

Kıpır kıpır bir müzik ve İstanbul semalarını gösteren bir pan’la başlıyor “Erkekler”. Bir süre sonra bu sükunet Adem rolündeki Fikret Kuşkan’ın bir apartman tepesinden attığı palalı nidalarıyla sona eriyor. Karısından boşanmış ünlü bir avukat olan Adem, kafayı Oscar adı verdiği “erkekliğiyle” bir hayli bozmuş durumda. Dünyanın temel sorununu özel mülkiyet, savaş, borsa, petrol gibi şeylere değil de kendisini erkek yapan cinsel organına ve erkek olma psikolojisine dayandırıyor. Çözümü ise dünyadaki tüm Oscar’ların yok olması olarak görüyor haliyle. Tabii işe ilk önce kendisininkini yok ederek başlamak istiyor…

Ciddi bir psikolojik çıkmazda olan Adem, Oscar’ından halka açık bir alanda kurtulmaya karar vermişken apar topar hastaneye yatırılıyor. Hiç kimse kendisiyle iletişim kuramazken, takıntılı ve kıskanç bir baba olan Prof. Dr. Nazım, Adem’in dilinden anlıyor ve aralarında sıkı bir arkadaşlık başlıyor. Bu arkadaşlık, toplumun erkeğe yüklediği misyonu, erkek düşünce sistemini, erkek-erkek ilişkisini, erkek – kadın ilişkisini, erkeklik – baba olma psikolojisini, erkeklik – iktidar mücadeslini ve ideal erkeği sorgulayarak dostluğa dönüşüyor. Bir Freud , efendime söyleyeyim bir Jung olmasam da bir erkeğin erkek olma süreci hakkında yapılan analizlerin birçoğuna hak veriyorum izlerken. Eğlenceli flashback’ler, animatif öğeler ve zekice espriler sayesinde oldukça hareketli geçen “Erkekler”, fragmanının merak ettirdiği kadar var gerçekten.  Ayrıca Nazım’ın eşi rolündeki Asuman Dabak’ın performansını oldukça beğeneceksiniz. Küçük bir mutfak fantezisiyle içindeki bastırılmış duyguları ortaya çıkaran Zerrin karakteriyle oldukça başarılı bir oyunculuk sergiliyor zira. Ali Poyrazoğlu ise yine o müthiş vurguları, sevimli mimikleri ve usta oyunculuğuyla  göz dolduruyor tabii ki. Çoğunlukla dramatik filmlerden hatırladığınız Fikret Kuşkan’ın komediye bu denli yakıştığına şahit olmak da ziyadesiyle mutlu ediyor beni. Hale karekteriyle Adem’in aldatılan eşini canlandıran Güneş Ekin ise oldukça genç ve zarif bir oyuncu. Oyunculuğu  hakkında söyleyebileceğim tek şey, daha çok tecrübeyle daha iyi bir oyuncu olacağına dair hiçbir şüphemin olmadığı.

Uzun lafın kısası, Faruk Aksoy yönetmenliğindeki bu film görülmeye değer diyorum ben. Gidiniz, izleyiniz. Bir de naçizane bir tavsiye, Milan Kundera’nın Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği’ni okursanız, Thomas karakterini yakın markaja alınız. Adem’le paylaştıkları ortak düşünceler sinirinizi bozacak çünkü. Bir yerde erkek işte, hepsi aynı değil mi?

Şaka yapıyıorum tabii ki aynı değiller, her biri ayrı birer vak’a J

İyi seyirler dilerim!

Yazar: Rukiye Ülkü KATITAŞ

Not: www.cine35mm.com’daki yazımdan alıntıdır.

erkekson

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Lütfen Yorum Bırakın