Gezi & Yemek

New Orleans’ın Ruhu

Yazar : - Tarih : 10/07/13 -  Yorum Yazılmamış

Bazen kendinizi en salaş kıyafetlerinizin içinde öylesine mutlu, huzurlu ve özgür hissedersiniz ki sadece o anı yaşayarak hayatın tadını çıkarırsınız. Kendinizi hiç bir şeye ait hissetmez, hiç bir şeye dahil olmadan yaşarsınız.

New Orleans sokaklarında gezmekte işte böyle birşey. Aslında New Orleans böyle birşey…. Hiç birşeye dahil değil , hiç birşeyin parçası değil….

Sabah gezinize başlamadan önce avrupayi bir cafede  kahvaltınızı tatlı kurabiyeler ve sıcak bir kahve ile renklendirebilirisiniz. Zira alışmış olduğumuz kahvaltı anlayışından çok farklı olsada , pişman olmayacağınızı garanti edebilirim.

Çoğunluğunu zencilerin oluşturduğu bu güzel şehirde beyaz olmanız çok ta birşey farkettirmiyor. Amerika şehirlerinden ziyade burada avrupa havası almanız olası, en azından bana öyle gelmişti.. Şehrin göbeğindeki büyük kilise ve yemyeşil bahçesi gezmeye başlayacağınız ilk yelerlerden biri. Birbirini takip eden her sokak jazz ve adeta tarih kokar gibi…. Kendine has “ salaş “ gift shoplarda resim ağırlıklı hediyelik eşyalar satılması ilgimi çekmedi değil. Kedi neredeyse timsah kadar ön plana çıkarılan bir öğe burada. Heşeyin kedili ve timsahlısını bulmanız burada mümkün. Büyük akvaryumları es geçmeden gezilmesi gereken yerlerden biri. İçindeki yapay amazonlarda neredeyse kendinizi oradaymış gibi hissetmeniz mümkün. Bu şehri dolaşırken bir anda, birden çok zaman diliminde bulunmanız olası…. Çünkü her yeri bambaşka zamanlarda yaşıyor.

Eski, yer altında ve oldukça eski binalarda ayak üstü bir jazz dinleme isteğinin içinizde doğması çok normal,  çünkü bu şehir adeta jazz kokuyor…. Çok küçük ücretlerle , bir birinde harika grupların jazz ziyafetinden sizde nasibinizi alabilirsiniz.

Bu yazı bu şekilde uzar gider ve malesef sonlamaz olduğundan, siz siz olun bir gün yolunuz buraya düşerse, şehir içinde ulaşımı sağlayan eski tip yanları açık ahşap otobüslerine, Meydan daki kocaman kilisesine, masal gibi dükkanlarına, geceleri eğlencenin can damarı olan Bourbon Street’ e uğramayı unutmazken, yorulduğunuz da  eski yapıların altındaki kaldırımlarda oturmayı, şehrin ortasında ki kanalın orada bir fotoğraf çektirmeyi, sevdikleriniz için timsahlı ve kedili birer hatıra almayı, hepsinden çok bu şehri sonuna kadar yaşamayı asla unutmayın…

DSC04050 copy

DSC04056 copy DSC04102 copy DSC04109 copy DSC04172 copy

 

Yazı ve Fotoğralar: Burcu Buruk

Etiketler: , , , ,

Lütfen Yorum Bırakın