Yaşam

Pazarlama Dünyasında “Buyology”

Yazar : - Tarih : 23/10/13 -  Yorum Yazılmamış

Kitaplarım ikiye ayrılır;

1. Yolda ve metroda bilumum yolculuk esnasında iphone’da vakit öldürmek yerine okuduklarım!

2. Evde konsantre bir şekilde okuduklarım..

***

Sapsarı kapağıyla bir gökdelen misali odamın duvarına yaslanmış şekilde Yiğit ERTEM tarafından okunmayı bekliyordu. Ne kendisi zamanın farkındaydı ne de sahibi olan okuyacak kişi.. Zira uzun zamanlar geçmişti..

Ağustos ayının son günlerinde kavurucu sıcaklarında daha bitmediği zamanlarda tekrardan seçim zamanı gelmişti. Gökdelen gibi odamın tavanına doğru uzanan kitapların yanına oturmuştum..Aslına bakarsanız kitap seçmek zor bir zanaat. Çünkü okumak istediğiniz onlarca kitap varken bir tanesini seçmek kolay değil, kumar gibi bir şey..

Sarı rengini sevdiğimden midir nedir Martin Lindstrom’un Buyology kitabı dikkatimi çekti, sıradan olmadığı için birkaç minik teste tabii tutulması gerekiyordu..Arkasını, önünü ve içini biraz karıştırınca yeni metro kitabımda belirlenmiş oldu böylece.

Metro’da kitap okumak zevkli lakin metroda kitap okuyan kişi sayısı az..Okuyanların çoğu kadın sanırım çoğu bön bön bakan erkeklerden sıkıldıkları için kitap okumayı daha oyalayıcı buluyorlar..Ama kitapsız da metro gerçekten çekilmiyor, insanların suratına bakmak her gün her gün sıkmaya başlıyor..

***

Martin abimiz bir pazarlamacı, dijital ajanslarda, büyük şirketlerde pazarlama üzerine çalışıyor ve bir gün nöro pazarlama konusunda ilerlemek istediğini fark ediyor. Fark etme değil adeta kafayı bu konuyla kırıyor.. Ona buna salça olup bu konuyla ilgili derin araştırmalar yürütmek istediğini ve sponsor olmaları için firmalara başvuruyor..Tabii her hikayede olduğu sonuç sıfır kimse yüzüne bakmıyor. Martin abimizde çetin ceviz haa, bi kafayı taktı mı size anında mail boxında 30 mail görüverirsin. Acımaz, telefonunu ele geçirmesin apaçi moduna bağlar hemen, pis sarar bu sarışın Danimarkalı yağız abimiz..

Gel zaman git zaman para saçmayı seven kurumlar yavaş yavaş Martin abimizin trenini doldurmaya başlıyorlar.. Martin abimiz sevinçli ve mutlu tabii. Bir düzine insanı değişik makinelar içerisine sokup bolca reklam, tv show veya soup opera gösteriyor. Mesela bir deneyde sigara paketleri üzerinde yazan sigara sağlığa zararlıdır tarzı yazılar aslında nörolojik olarak sigara içmeyi daha çok tetikliyor diye bir sonuca ulaşıyor ama bunu soru olarak sorduklarında deneydeki herkes tersini belirtiyor..

İşin ilginç tarafı ise tv showların tutup tutmayacağına dair yapılan deneyler..Yazdıklarına göre gayet inandırıcı hatta ileride hangi tv showun yayınlanıp yayınlanmayacağı daha ilk baştan bu deneylerle belirlenip ona göre yayınlanacağını da buyurdu Martin abimiz. Ne Sıkıcı..!!!!

Düşünsenize her şey o kadar motomot ki artık tekdüze hayatlarımız iyicene tek düzeleşecek.. Bileceğiz ki eğer bu tv show tv de varsa biliyor ki nöro marketing’ten onay almış, tutacağı kesin ve sizde oturuyorsunuz ve izliyorsunuz. Sözde seçim şansınız var ama sözde her şey..

Artık tüm yaşanılan şeyler seçtirilme hissiyatı verilerek önünüze sunuluyor..

Buda benim bulduğum bir kavram “Seçtirilme Hissiyatı”.. Önümüzdeki dönemlerde adını pek sık duyacağız..:)

Aslında dünyamız halen sol beyinin peşinden koşmakta, koştukça yakaladığını zannedip elde etmek istediği şey biraz daha uzaklaşıyor..Halbuki bugüne kadar yaratılmış en iyi reklam, en iyi tv show, en iyi dizi vs vs hep hep ama istinasız içten gelen derin yaratıcılıkla ortaya çıkan şeyler..Aksi taktirde sizde 1960’lı yıllarda Chrysler’ın en ideal araba yaratmak üzere yaptırdığı araştırmalar sonucunda ortaya çıkan arabanın hiç satmaması gibi ortada kalıverirsiniz..

En iyisi gene orta yol; sağ beyin ile sol beyinin tam buluştuğu noktada.

***

IMG_0703

IMG_0700 IMG_0702 IMG_0705 IMG_0701

Yazı ve Fotoğraflar: Yiğit ERTEM

Etiketler: , , ,

Lütfen Yorum Bırakın